Bugün Karabağ'dan vatan sevincinin, zafer nefesinin rüzgarları esiyor. Sanki özgür toprakların her karışından aynı ses yükseliyor. Bu ses şehitlerin hatırasına, kahramanların ruhuna seslenen minnettarlık sesidir.
Sabahın ilk ışıklarıyla Askeri Anıt Mezarlığına gelen öğrenci Nuray Selimova annesinin elini sıkıca tutup, şehit mezarları arasında duruyor. Gözlerinde hem hüzün, hem de çocuk saflığına bürünmüş gurur var. Zaferin 5. yıl dönümünde Nuray gibi yüzlerce çocuk, şehitlerin ruhuna dua okumak için burada. Onlar için bu seyahat bir ziyaret değil, aynı zamanda hafızaya yazılan ilk vatan dersidir.
Şehit Binbaşı İlkin Rzayev'in kızı Fidan da babasının kahramanlığı ile büyüyor. Onun arzusu bir gün Karabağ'a, babasının şehit olduğu topraklara ayak basmaktır. Küçük kardeşi Ali ile birlikte babasının mezarının yanında oynarken, hayatın kayıp acısından habersiz olsalar da, onların her gülüşünde bir vaat gizlenmiş:
"Babamızın adını her yerde yükselteceğiz..."
Cebrail'den olan beş yaşındaki Kulizade Resul da gelecekte o topraklarda adımlamayı, askeri üniformayla hizmet etmeyi hayal ediyor. Şehit amcasının fotoğrafına bakarken gözleri doluyor, sesi titriyor:
"Onu çok özledim..."
Evet, Zafer kolay kazanılmadı. O şehitlerin kanı, anaların gözyaşı, yiğitlerin cesareti ile yazıldı. Ama onu koruyup yaşatmak Nurayların, Fidanların, Alilerin, Resulların omuzlarına düşen kutsal bir mirastır.
Bu miras ise özgürlüğün, birliğin ve Vatan sevgisinin ebediyetidir.
Töhfe Semed