Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'nde meydana gelen depremlerin neden 1999 İzmit depremi düzeyinde yıkıcı sonuçlar doğurmadığını "sismik fren" mekanizmasına atıfla değerlendirdi.
Bektaş'ın açıklamalarına göre bu farklılığın temelinde fay hatlarının biriktirdiği enerjiyi serbest bırakma yöntemi yatıyor. 1999 İzmit depreminde fay hattının tamamen kilitlenmiş durumda olması, birikmiş gerilimin ani bir şekilde açığa çıkmasına yol açtı. Bu süreçte yüksek frekanslı ve son derece yıkıcı bir enerji oluştu. Söz konusu durum bilimsel terminolojide "balyoz etkisi" olarak adlandırılıyor.
Marmara Denizi'nin altında uzanan fay yapısının ise bundan belirgin biçimde ayrışan bir karaktere sahip olduğu ifade ediliyor. Deniz tabanındaki fay zonunun önemli ölçüde "sürünme (creep)" davranışı sergilediği, dolayısıyla biriken enerjinin zaman içine yayılarak kademe kademe boşaldığı açıklanıyor. Fay hattında gerçekleşen kırılmaların sürünme bölgelerine eriştiğinde hız kaybettiği ve yayılma alanının sınırlandığı özellikle vurgulanıyor.
Bilim insanlarına göre bu durumun yıkım potansiyelini düşüren üç ana etken söz konusu: Enerjinin düşük frekanslı olarak ve zamana yayılmış biçimde serbest kalması, sürünme bölgelerinin kırılmanın ilerlemesini engelleyen doğal bir bariyer işlevi üstlenmesi ve depremin deniz tabanında konumlanması sebebiyle enerjinin karaya ulaşana kadar zayıflaması.
Bektaş, Marmara Denizi'nin altındaki bu parçalı ve sürünme eğilimli fay yapısının İstanbul açısından "kısmi bir sismik avantaj" teşkil ettiğini ifade etti.
MARMARA'NIN ,"SİSMİK FREN" SİSTEMİ: 1935, 1963, ve 2025
— Prof. Dr. Osman Bektaş (@profobektas) April 27, 2026
Neden 1999 İzmit depremi çok yıkıcıydı da deniz içindeki 1935, 1963 ve 2025 olayları daha farklı bir karakter sergiledi?
Cevap; fayın enerjiyi boşaltma biçiminde saklı:
● İzmit Tipi (Kilitli): Fay tamamen kilitlidir;