"Küresel finansal piyasalar, para politikası belirsizlikleri, jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ekseninde hassas bir denge içinde hareket etmektedir. Bu çerçevede altın fiyatları, sadece bir emtia göstergesi değil, aynı zamanda yatırımcıların enflasyon beklentilerini, risk algılarını ve doların küresel konumuna ilişkin değerlendirmelerini yansıtan stratejik bir barometre niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla altındaki mevcut dalgalanmaları ve geleceğe ilişkin yönelimleri analiz ederken, başta ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) olmak üzere büyük ekonomik aktörlerin politika duruşları ile enerji piyasalarındaki gelişmeler birlikte ele alınmalıdır."
Bu sözleri Oxu.Az'a dolar kuru, altın ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmaları yorumlayan Türkiye'nin Bursa Uludağ Universitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Yüce dedi.

Akademisyen, altın fiyatları ve dolar kuru arasındaki hareketlenmeler arasındaki bağlantıdan, karşılıklı etkiden bahsetti:
"Altın fiyatlarındaki düşüşün en belirleyici unsuru genellikle doların seyri ve faiz beklentileridir. Faiz getirisi olmayan bir varlık olan altın, reel faizlerin yükseldiği ya da "uzun süre sıkı para politikası" beklentisinin güçlendiği dönemlerde baskı altında kalmaktadır. ABD'de Fed'in faiz patikasına ilişkin mesajları ve açıklanan makroekonomik veriler, piyasa tarafından yakından izlenmekte, oluşan yüksek reel faiz algısı altın üzerinde aşağı yönlü baskı yaratmaktadır. Ayrıca doların güçlenmesi, altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha maliyetli hale getirerek küresel talebi sınırlayabilmektedir."
Yüce, petrol fiyatlarının düşmesi durumunda altına ihtiyacın da azalacağını belirtti:
Petrol fiyatları ise altınla doğrudan değil, daha çok enflasyon beklentileri ve jeopolitik risk algısı üzerinden bağlantılıdır. Petrol fiyatlarının gerilemesi enflasyon baskısını azaltabileceğinden, yatırımcıların enflasyona karşı korunma amacıyla altına yönelme ihtiyacı zayıflayabilir. Buna karşılık jeopolitik tansiyonun yükselmesi, güvenli liman talebini artırarak altını destekleyebilir. ABD ve AB ekonomik kurumlarının temkinli ve veri odaklı para politikası mesajları da piyasa beklentilerini şekillendirerek altın fiyatlamasında önemli rol oynamaktadır."
Prof.Dr Mehmet Yüce, altının yeniden yükselişe geçmesinin mümkün olduğunu ve ekonomik dalgalanmalara rağmen stratejik ağırlığını koruyacağını öngördü:
"Geleceğe ilişkin beklentiler ise üç temel değişkene odaklanmaktadır: Fed'in faiz patikası, doların yönü ve küresel jeopolitik riskler. ABD'de enflasyonun kalıcı biçimde düşmesi ve faiz indirim sürecinin netleşmesi halinde reel faizlerin gerilemesi altın için destekleyici bir ortam oluşturabilir. Uluslararası ekonomi medyasında ve büyük yatırım bankalarının değerlendirmelerinde de faiz indirimi sürecinin belirginleşmesiyle birlikte altının yeniden yukarı yönlü bir ivme kazanabileceği vurgulanmaktadır. Buna karşılık enflasyonun dirençli kalması ve faizlerin uzun süre yüksek seyretmesi durumunda altının kısa vadede baskı altında kalması muhtemeldir.
Orta vadede petrol fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin belirleyici olmaya devam etmesi beklenmektedir. Orta Doğu, Rusya-Ukrayna hattı veya Asya-Pasifik bölgesindeki gerilimler güvenli liman talebini artırabilirken; küresel büyümenin yavaşlaması ve enerji fiyatlarının gerilemesi enflasyon baskısını azaltarak altındaki yükselişi sınırlayabilir. Genel piyasa beklentisi, 2026 yılı içerisinde sert bir düşüş trendinden ziyade, dönemsel düzeltmelerle birlikte yukarı yönlü bir bant hareketinin olası olduğu yönündedir. Ayrıca merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimi, uzun vadede fiyatları destekleyen yapısal bir unsur olarak öne çıkmaktadır.
Genel olarak değerlendirdiğimizde altın, kısa vadede Fed kaynaklı dalgalanmalara açık olsa da orta ve uzun vadede jeopolitik riskler ve merkez bankası talebi nedeniyle portföylerde stratejik ağırlığını korumaktadır. 2026 yılı için baz senaryo, keskin düşüşten ziyade düzeltmelerle birlikte yukarı yönlü bir bant hareketi beklenmektedir. Bu çerçevede altın, portföy çeşitlendirme ve enflasyona karşı korunma aracı olarak önemini sürdürmektedir. Sayısal projeksiyonlar çerçevesinde değerlendirildiğinde, 2026 yılı için ons altının baz senaryoda 4.500-5.200 dolar aralığında dalgalı ancak nispeten dengeli bir görünüm sergilemesi, yıl sonuna doğru ise 4.700-5.500 dolar bandında fiyatlanması beklenmektedir. Olumlu senaryoda Fed'in faiz indirimlerine hız vermesi ve jeopolitik risklerin artması halinde fiyatların 5.600-6.500 dolar bandına yönelmesi mümkündür. Buna karşılık doların kalıcı biçimde güçlenmesi ve reel faizlerin yüksek seyretmesi durumunda 3.900-4.400 dolar aralığına doğru düzeltme riski bulunmaktadır. Dolayısıyla 2026 görünümü, sert bir düşüşten ziyade reel faiz ve jeopolitik gelişmelere duyarlı, geniş bantta dalgalanan bir fiyat yapısına işaret etmektedir."
Söhrab İsmayıl