İstanbul Esenyurt'ta 33 yaşındaki eşi Sibel Güler'i boğarak öldürdüğü iddia edilen tutuklu sanık Sercan Güler, ilk kez hakim karşısına çıktı.
Oxu.Az'ın DHA'dan aktardığı habere göre, olay, 12 Şubat'ta Esenyurt Akçaburgaz Mahallesi 3002. Sokak'ta meydana geldi. Gece saatlerinde Sercan Güler'in çığlıklarını duyan akrabaları, eve girdiklerinde Sibel Güler'in nefes almadığını fark etti. İhbar üzerine gelen sağlık ekipleri, genç kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Eşi Sercan Güler, polis tarafından gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı adli makamlarca tutuklandı. Otopsi raporunda Sibel Güler'in 'boyun baskısı ve el ile ağzının kapatılması' nedeniyle hayatını kaybettiği tespit edildi.
Soruşturma kapsamında Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından hazırlanan raporda, sanığın işlediği öne sürülen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olduğu belirtilerek 'akli dengesinin yerinde olmadığı' tespit edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ise iddianamede, Sercan Güler'in 'Eşe karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırılmasını talep etti.
Davanın ilk duruşması bugün Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada savunma yapan Sercan Güler, "Eşim kendi kendine öldü. Aramızda tartışma, kavga olmadı. Ben eşimin yanında yatıyordum. Uyanınca nefes almadığını fark ettim. Şok yaşadım. Kendimden geçtim. Bağırıp, çağırmaya başladım. Evde çocuklar da vardı. Karşı dairede oturan annem, ağabeyim ve ablam uyandı. Evimize gelip 112'ye haber verdiler. Otopsi raporunda yer alan, 'Boyun baskısı ve el ile ağız kapatma nedeniyle ölüm' beyanı doğru değil. Ben sadece parmağımla nefes alıp almadığını kontrol ettim. Otopsi de çıkan boyun baskısı o yüzden olabilir. Olay anına dair bir şey hatırlamıyorum. Akli dengem yerinde değil. İlaç kullanıyorum. 5 ay Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde yattım" dedi.
Duruşmada tanık olarak ifade veren çiftin çocuklarından N.Y.G., "Ben kardeşimin ağlama sesine uyandım. Salona geçtim. Babam kardeşime sussun diye çikolata verdi. Babam o zamanlar yeni namaza başlamıştı. Benim tabletimi alıp namaz kılmak için mutfağa geçti. Sonra küçük kardeşim ağladı. Ben de anne diye seslendim, ama cevap yoktu. Ardından babam mutfakta kendi kendine bağırmaya başladı. 'Kurban olduğum Allah'ım suçumu affet' diye bağırıyordu" şeklinde çarpıcı ifadeler kullandı.
Olay günü bağırış seslerini duyup eve gelen Serdar Güler ise, "Ben seslere uyandım. Evden çıkıp aşağıya inerken 'Allah-u Ekber' diye bir ses yükseldi. Eve girdiğimde Sercan'ı seccadenin üstünde gördüm. Sinir krizi geçiriyordu. 'Allahım niye böyle oldu. Bana yardım et' diye bağırıyordu. Annem geldi. Annemi görünce, 'Anne yatak odasına git' dedi. Annem odayı açamadı. O sırada odanın anahtarının Sercan'ın avucunda olduğunu gördüm. Avucunu açıp anahtarı aldım. Anneme fırlattım. Annem odayı açar açmaz, çığlık attı. Yatak odasına girdiğim zaman Sibel'in cansız bedenini gördüm. Sibel'in ağzında yemek kaşığı vardı" diyerek olayın dehşet verici detaylarını anlattı.
Sibel Güler'in anne ve babasının avukatı Kenan Babahan, "Sanığın akli dengesi yerindedir. Daha önce de eşinin çalışmasını istemediği için kıskançlıkları olmuştur. Özellikle maktulün ablası, kardeşinin sanık nedeniyle çok kez zor durumda kaldığını söylemiştir. Biz akıl sağlığı raporunun tekrar alınmasını talep ediyoruz" dedi.
Tarafları dinleyen mahkeme heyeti, sanık hakkında tekrar akıl sağlığı raporu alınması talebini reddederek, eksik hususların tamamlanması amacıyla duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.