En son haberleri WhatsApp kanalımızda takip edin

Britanya'dan ABD'nin Ukrayna'nın doğal kaynaklarıyla ilgili talebine YANIT
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Washington'un Ukrayna'nın maden kaynaklarıyla ilgili anlaşma pozisyonunu desteklediğini belirtti ve bu anlaşmanın güvenlik garantilerinin bir parçası olduğunu ifade etti.
Oxu.Az'ın haberine göre, Britanya Başbakanı bu konuda Fox News kanalına verdiği bir röportajda açıklamalarda bulundu.
"Donald Trump defalarca, bugünkü konuşmasında da belirttiği gibi, bunun güvenlik garantilerinin bir unsuru olduğunu söyledi, çünkü minerallerle ilgili anlaşma, ABD'nin Ukrayna'daki ekonomik çıkarlarının tehlikeye girmesi anlamına gelir," K. Starmer dedi.
Daha önce ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD ve Ukrayna arasında planlanan nadir toprak elementleri anlaşmasının Kiev için askeri güvence içermediğini, ancak Amerika Birleşik Devletleri'nin Ukrayna'nın ekonomik geleceğine yönelik aktif yatırımlar için güvence verdiğini belirtmişti. ABD Hazine Bakanı'na göre, bu anlaşma ekonomik güvenlik garantisi olarak değerlendirilebilir.
Washington ve Kiev'in, Ukrayna'nın doğal kaynaklarıyla ilgili bir anlaşma imzalamayı planladığını belirtelim. Donald Trump, bu kaynaklara Şubat ayının başından itibaren ilgi gösterdi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ise, daha önce bu belgeyi imzalamayı reddetmiş ve içeriğine Ukrayna için güvenlik garantisi ile ilgili bir madde eklenmesini talep etmişti.
Buna ek olarak, Trump ve Zelenskiy, Washington'un Kiev'e yaptığı yardım harcamaları ve Ukrayna'nın bu fonları geri ödeme yükümlülükleri konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşamaktadırlar.
Ukrainska Pravda gazetesinin haberine göre, Ukrayna hükümetinin üzerinde mutabakata vardığı belgede yatırım fonunun kurulması planları yer alıyor, ancak fonun faaliyetleriyle ilgili bazı detaylar netleşmemiştir. Özellikle, fonun nasıl yönetileceği, ABD temsilcilerinin yetkilerinin ne olacağı ve mülkiyet yapısının nasıl düzenleneceği gibi konular açıkta kalmıştır.