"Rusya'da yaşayan Azerbaycan Türkleri ve diğer Türk dilli etnik gruplar modern Rusya devletinin en kadim yerli (otokton) halklarıdır. Bu etnik gruplar Rusya Federasyonu'nun bir dizi bölgesinin anayasalarında belirtilmiş devlet kurucu halklardır. Etnik köken hiçbir durumda ayrımcılığın, vatandaşlıktan mahrum etmenin sebebi veya bahanesi olamaz. Vatandaşın etnik kökenine göre masumiyet karinesinin ihlali Rusya Federasyonu Ceza Kanunu'nun ve uluslararası yükümlülüklerin ihlalidir. Devlet veya toplumsal yapıların doğrudan veya dolaylı olarak anayasaya aykırı, milletlerarası anlayış ve istikrarı bozmaya yönelik eylemleri teşvik etmesi veya göz yumması suçtur."
Bu düşünceleri Azerbaycan'ın eski Dışişleri Bakanı Tofig Zülfügarov söyledi.
O, sıralanan eylemlerin Rusya yasalarına göre en ağır suçlar sayıldığını dikkate alarak öneriler sundu:
"Yetkililer veya ayrı vatandaş grupları tarafından gerçekleştirilen yasadışı eylemlerin video ile kaydedilmesi uygulamasının yaygın şekilde uygulanması gerekli, diaspora örgütleri bu tür materyallerin toplanmasında yardım göstermeli ve bunlar daha sonra mahkemelere, kolluk kuvvetlerine, savcılığa ve medyaya sunulmalı; büyükelçilik ve konsolosluk temsilcilikleri konsolosluk bölgelerinde yaşayan vatandaşlarla karşılıklı ilişkiyi güçlendirmeli, onların yasal haklarını korumaya yönelik faaliyetlerini artırmalıdırlar.
Düşünüyorum ki, Rusya'nın bazı medya organlarında dile getirilen kışkırtıcı, milliyetçi ve şovenist anti-Azerbaycan beyanatlarına toplumumuzun tepkisi karşı tarafa halkımıza özgü olan normlara ve geleneklere uygun şekilde iletilmelidir."
Düşüncelerini Oxu.Az'a açıklayan eski Dışişleri Bakanı, hem soydaşlarımıza hem de diğer milletlere karşı gerçekleşen suç nitelikli eylemlerin cevapsız kalmaması gerektiğini ekledi:
"Çünkü bu, öncelikle Rusya yasalarına aykırıdır. Bu öneriler hukuki formada mücadele etmek için en doğru araçtır. Onları ifşa etmek, diaspora örgütleri bünyesinde hukuki yardım şeklinde suç nitelikli eylemleri mahkeme seviyesine çıkarmak, geniş şekilde aydınlatmak, diğer etnik halklarla işbirliği kurmak gerekir.
Birçok ülkenin temsilcilerinin de bu tür baskılara maruz kaldığı biliniyor. Özbekler, Tacikler, Kırgızlar buna örnektir. Onlarla koordineli bir çalışma yürütülerek bu mücadeleye katkıda bulunulabilir. Buradaki temel mesele, Rusya'nın çok uluslu devlet olması ve yerel halklara yönelik bu tür adımların Rusya'nın dağılmasına yol açan bir süreç olmasıdır. Örneğin, Dağıstan Cumhuriyeti federal bir ülkedir ve nüfusunun ana milliyetlerinden biri Azerbaycanlıdır. Derbent, Rusya'nın en kadim şehridir. Tüm bunlara rağmen, Rusya'da yaşayan Azerbaycanlılara "git" çağrısı yapmak çelişkilidir. Bu çelişkilerin açığa çıkarılması gerekiyor. Haklı olduğumuzu düşünen kamuoyumuz ve aydınlarımız da buna uygun tepki vermelidir. Bu, en etkili mücadele yöntemidir."
Eski Bakan, bu konunun kamuoyuna duyurulmasının ve uluslararası hukukun norm ve ilkeleri doğrultusunda sonuç alınmasının da mümkün olduğunu ekledi:
"Ancak bir sorun var, bana da normal, medeni bir ülkede bu tür adımların sonuç verdiği, ancak Rusya'da hiçbir etkisi olmayacağı söylendi. Ancak Rusya'nın da uluslararası hukuk kapsamında yükümlülükleri var, çeşitli sözleşmelere taraf. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, herkesin vatandaşlıktan çıkarılmama hakkını tanır. Rusya da bu beyannameyi kabul ediyor. Dolayısıyla, Rusya'nın beyannameye aykırı adımları, uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine dolaylı olarak aykırıdır. Dolayısıyla diaspora örgütlerimiz bu konuda mahkemeye dava açmalıdır. Ya da Rusya'ya girişleri yasaklanmış kişiler var. Bu kararlar mahkemede incelenebilir ve iptal edilebilir."
Zülfügarov, "Önerdiğim yöntemlerin kolay olmadığı doğru, ancak yurttaşlarımız siyasi iradelerini ve haklarını bu şekilde gösterebilirler. Çünkü Rusya'daki Azerbaycanlılar siyasi ve ekonomik olarak çok aktifler" diye sözlerini tamamladı.
Merahim Nasib