Son dönemlerde İran medyasında Azerbaycan karşıtı keskin retorik dinmek bilmiyor. Komşu ülkede Azerbaycan'ın başarılı dış politikası dikkatle izleniyor ve yerel medya tarafından çoğu durumda çarpıtmalarla, nasıl desek "kendilerine uygun şekilde" sunuluyor.
Azerbaycan'a karşı retorik keskinliğini kaybetmiyor, çünkü iç siyasi düzlemdeki başarılar kıskançlıkla karşılanıyor ve buna cevap olarak sadece iftira, söz oyunları ve basındaki maşaların kendi yazılarıyla saldırıları seçiliyor.
Bu, İran medyasında uzun yıllardır gördüğümüz bir uygulama. Bu yüzden burada şaşırtıcı bir durum yoktur. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta ise İran medyasının seçtiği, kendine "rehber" edindiği tezlerdir.
İran'ın Azerbaycan karşıtı retoriğinin yeni dalgası bu üç tez üzerinde şekilleniyor:
Birinci tez İran'a karşı 12 günlük savaş sırasında güya Azerbaycan'ın İsrail'e askeri ve istihbarat desteği vermesiyle ilgilidir.
Bu tez İran'ın KhabarOnline sitesinde geliştirilmektedir.
İran medyası her zaman olduğu gibi aslında küresel ölçekte örnek sayılan Azerbaycan-İsrail ilişkilerini kendisine tehdit olarak gördüğünü gizlemiyor. Bu ilişkilerin birçok düzlemde halkların refahına dayandığını, devletlerin çıkarlarını sağladığını, her iki devletin birbiriyle ilişkilerinin sadece gelişme ve istikrara yönelik olduğunu kabul etmiyor, ilişkilerin dinamiğine sadece resmi Tahran'a tehdit fonunda bakıyor, bununla da bölgedeki istikrara bir kez daha tehlike yaratıyor ve gölge düşürme niyetini ortaya koyuyor. Bu yolda ana araç olarak ise geleneksel olarak bilgilerin çarpıtılması, asılsız bilgilerin topluma sunulmasıdır.
Diğer bir tez ise Suriye Arap Cumhuriyeti Geçiş Dönemi Başkanı Ahmed Şara'nın Bakü ziyaretiyle ilgilidir. Doğal olarak, siyasi süreçlerin gidişatında her anın kendi hükmü vardır. Yakın dönemi ve cereyan etmiş süreçleri dikkate aldığımız zaman, Suriye Başkanı'nın Bakü ziyareti önemli tarihi bir olay sayılmalıdır. Kısacası, yeni başarı, yeni başarılı hamle, seri şeklinde devam eden başarıların, dış politikanın bir sonraki zaferi.
İşte tam da bu nedenle konu İran medyasında geniş yer buldu. İran medyası, özellikle de JamejamOnline web sitesi, Bakü ziyaretiyle ilgili olarak "Bakü'de Tekfirci-Siyonist görüşmesi" başlıklı bir makale hazırlıyor. Bu makale, Azerbaycan'ın arabuluculuğunda Bakü'de Suriye-İsrail görüşmeleri yapıldığı iddiasına dayanıyor ve bu görüşmelerin İran'a yönelik olduğu tezi geliştiriliyor. Azerbaycan'ın bu alanda attığı dış politika adımları, aldığı tedbirler ve yaptığı görüşmeler bir kez daha gerçeklik prizmasından değil, İran'ın korku ve hırsları prizmasından yansıtılıyor ve geleneksel iftira ve karalama kampanyası basında belirgin bir şekilde göze çarpıyor.
Üçüncü tez ise, Azerbaycan ve Ermenistan liderleri arasında Abu Dabi'de yapılan görüşmelerde üzerinde anlaşma sağlandığı ifade edilen Zengezur Koridoru'nun açılışıyla ilgili.
ISCA News yayını, bu görüşmeleri yine kendi ülkesinin korkuları bağlamında ele alıyor. İran'ın jeopolitik, jeoekonomik ve transit abluka altında olduğu, Zengezur Koridoru'nun açılmasının ise Rusya ve İran'ı Güney Kafkasya'dan sıkıştırma girişimi olarak algılandığı belirtiliyor.
Ancak, bu Koridor'un açılması durumunda bölgeye sağlayacağı ekonomik faydalar ve bölgemizde halkların ve devletlerin entegrasyonu yoluyla ortaya çıkacak barışçıl kalkınma potansiyeli göz ardı ediliyor. İran, bölgede çıkarlarıyla örtüşmeyen her süreci kendisine karşı atılmış bir adım olarak değerlendiriyor ve bu durum basınına da yansıyor.
Görüldüğü gibi, ülkemize yönelik söylemler İran medyasında standart olmaya devam ediyor. Konu ister Azerbaycan-İsrail, ister Azerbaycan-Suriye, ister Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri olsun, fark etmiyor. Sonuç ve yaklaşım net. İran medyası, Azerbaycan'ın dış politikasında elde ettiği tüm başarıları kıskanmaya devam ediyor, sert söylemlerden vazgeçmiyor ve Azerbaycan'ı dost bir komşu olarak görmüyor. Medyadaki bu eğilimler, İran basınının dili ve yaklaşımı, ülkelerimiz arasındaki ilişkileri de olumsuz etkiliyor ve Azerbaycan'ın bölgemizde şekillendirdiği yeni gerçekleri baltalamayı amaçlıyor. İlişkinin diğer tarafında yer alan ülke, İran medyasında hiçbir şekilde ilgi çekici değil, Azerbaycan terazinin bir tarafında yer aldığında işler değişiyor ve basın saldırıya geçiyor. İran medyasında her zaman benzer süreçler, benzer davranışlar, benzer saldırılar yaşansa da, kesin olarak şunu söylemek gerekir ki, tüm bunlar resmi Bakü tarafından dikkatle izleniyor ve gerekirse mutlaka yeterli önlemler alınıyor.
Orhan Tağıyev