Orta Doğu'da durumun gerginleşmesi ve İran İslam Cumhuriyeti ile İsrail Devleti arasında açık silahlı çatışmanın başlaması, küresel jeopolitik istikrarsızlığın yeni bir aşaması oldu. Bu karşılaşmanın sonuçları artık bölgenin sınırlarını aşıyor ve Rusya da dahil olmak üzere temel dünya güçlerinin çıkarlarını etkiliyor. Bu çatışma insani felaket, uluslararası güvenlik ve stratejik güçler dengesi açısından hangi riskleri taşıyor? Moskova bu duruma nasıl tepki veriyor ve ortaklarından ne bekliyor?
Bu ve diğer soruları Oxu.Az'a röportajında Rusya "Hazar Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün genel müdürü, askeri uzman ve siyaset bilimcisi İgor Korotçenko yanıtladı:

- İran-İsrail savaşı bölgede yeni felaketlere neden olabilir. Rusya Federasyonu böyle bir senaryoya nasıl hazırlanıyor?
- İran-İsrail çatışması ve şu anda gözlerimizin önünde gerçekleşen çarpışmaların karakterinden bahsedecek olursak, eğer İsrail havada kesin üstünlük elde ederse, İran'ın hava savunma sistemlerinin önemli bir kısmını imha ederek, bir sonraki aşamada önemli altyapı tesislerine saldırılar düzenleyebilir. Bu tür saldırıların amacı - toplumun ülkedeki siyasi rejime, yani İran'ın Ali Dini Lideri Hamaney'ye karşı kitlesel hoşnutsuzluğunu teşvik etmektir.
Şüphesiz, insani sorunlar kaçınılmazdır. Ancak biz İran'da faaliyette olan iktidarın çevik olduğunu düşünüyoruz. Bu iktidar sadece çatışmaları değil, aynı zamanda devletin sürdürülebilir faaliyetini - yaşam desteği, temel yapıların işleyişi, ekonomi ve sanayinin işlevselliğini de planlıyor.
Eğer İsrail insani felaket yaratmaya çalışıyorsa, buna siyasi-diplomatik araçlarla, bunun yanında BM Güvenlik Konseyi aracılığıyla karşı durmak gereklidir. Tel Aviv yönetimi sadece kendi askeri operasyonlarının amaçları için değil, aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti'nde küresel insani felaketin önlenmesi konusunda da sorumluluk hissetmelidir.
- Bu çatışma Rusya için karlı mı?
- İsrail ile İran arasında başlayan savaş, Rusya açısından hiçbir yönden karlı değildir. Birincisi, kısa süre önce Rusya ile İran arasında stratejik iş birliğine dair temel belgeler imzalanmıştı ve yalnızca birkaç ay sonra böyle bir çatışma meydana geldi. Oysa bizim İran İslam Cumhuriyeti karşısında hiçbir askeri yükümlülüğümüz yoktur ve bu ülke, daha önce Rusya yapımı hava savunma sistemleriyle savunmasını güçlendirme teklifini reddetmişti.
İran'ın ve genel olarak Ortadoğu'nun istikrarsızlaşması kimsenin, özellikle de Rusya'nın işine gelmez. Rusya, İran ile ekonomik iş birliği çerçevesinde önemli projeler yürütüyor; özellikle nükleer enerji santrali inşası alanında birlikte çalışıyor.
Ayrıca, Kuzey-Güney ulaşım koridorunun son ayağı İran topraklarından geçmektedir. Bu ülkenin liman ve demiryolu altyapısı, söz konusu koridorun lojistiği açısından hayati öneme sahiptir. Bu yüzden Rusya, bu bölgede iki ülke arasında geniş çaplı bir savaştan hiçbir kazanç elde etmeyecektir.
Bazı marjinal yazarlar, petrol fiyatlarının artmasının güya Rusya için avantajlı olduğunu iddia ediyor. Ama tekrar ediyorum: Suriye"nin kaybından sonra İran'ın da kaybı, Rusya için kesinlikle kabul edilemez bir senaryodur. Moskova, bu çatışmada kendi adına hiçbir olumlu taraf görmemektedir.
- Rusya, Suriye'deki askerî üsleri aracılığıyla müttefiki İran'ı destekleyebilir mi?
- Daha önce belirttiğim gibi, İran, hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi konusunda Rusya ile danışmayı reddetmişti. İran, bölgede bağımsız bir siyaset yürütmektedir. Bu siyasetin ne kadar başarılı olduğu ise ayrı bir konudur.
İran İslam Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir ve Rusya ile onu öncelikle ekonomik iş birliği bağlamaktadır. Rusya'yı İran'a askeri destek vermeye zorlayan herhangi bir belge bulunmamaktadır. Tahran yönetimi de bu yönde bir yardım talebinde bulunmamıştır.
Rusya ile İran arasında mevcut olan anlaşmalar, Rusya'nın İran'a askeri destek vermesini gerektirmemektedir. Bu arada belirtmeliyim ki, Rusya İsrail'e de herhangi bir şekilde savaşta yardım etmemektedir - bu, temel bir ilkedir.
Rusya tüm platformlarda açıkça beyan etti ki, İsrail'in uyguladığı güç senaryosu uluslararası hukuka aykırıdır ve bu, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı askeri bir saldırıdır. Bu nedenle Rusya, siyasi olarak tutumunu açıkça ortaya koymuştur. Askeri açıdan ise tekrar ediyorum: Rusya, İran'a askeri destek sağlamak zorunda değildir. İran, kendi değerlerini kendisi savunmalı ve bu savaşta kendi başına mücadele etmelidir.
- Bu savaş, büyük güçlerin yeni dünya stratejisini nasıl etkiler?
- Daha önce de söylediğimiz gibi, uluslararası hukuk artık öngörüldüğü biçimde varlığını sürdürememektedir. Artık "güçlünün hukuku" işlemektedir. Bu eğilim, Batı'nın Libya, Yugoslavya ve Irak'a yönelik askeri saldırılarıyla başlamıştır.
Batılı ülkeler, askeri saldırı başlatmak için her zaman bir bahane bulabiliyor - ister deney tüpündeki beyaz toz, ister İran'ın nükleer programı olsun. Günümüzde dünya köklü bir şekilde değişmektedir. Önceki uluslararası düzen çökmekte, yerine yeni bir düzen kurulmaktadır - burada sadece ekonomi değil, askeri güç de temel bir unsur haline gelmiştir.
İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş, dünyayı çok ciddi biçimde değiştirecektir. Bu savaşın son aşamasının nasıl sonuçlanacağını kesin olarak öngörmek zordur: İran dayanacak mı, askeri gücüyle ezilecek mi, yoksa savaş uzayacak mı?
Ama şu açık ki, İsrail bu askeri harekata kendi lehine en uygun jeopolitik ve askeri koşullarda başlamıştır. Suriye, askeri açıdan tamamen devre dışı bırakılmıştır; İran'ın Ortadoğu'daki vekil güçleri de etkisiz hale getirilmiştir. Şu an İran, yalnızca kendi toprakları içindeki askeri kaynaklarına güvenebilmektedir. Bu da esas olarak balistik füzelerden ibarettir. Ancak bu füzelerin ne kadar etkili kullanıldığı ve İsrail'in hava savunma sistemlerinin bunları ne kadar başarıyla etkisizleştirdiği açık bir sorudur.
Bence önümüzdeki 10-14 gün içinde bu savaşın hangi yönde ilerleyeceği daha net ortaya çıkacaktır. Ancak dünya artık geri dönüşü olmayan bir şekilde değişmektedir. Bu yüzden, her egemen devlet güçlü bir ekonomiye, bağımsız bir dış ve iç politikaya ve elbette yeterli bir askeri potansiyele sahip olmalıdır ki, bu yeni değişen dünyada kendini güvende hissedebilsin.
- İsrail, İran'a karşı nükleer silah kullanırsa Rusya ne yapar?
- Eğer İran mağlup olursa ve İsrail'in yanında Birleşik Krallık, Fransa, ABD gibi ülkeler de fiilen savaşa katılırsa (bu, perde arkasında istihbarat bilgileri ve maddi kaynak desteğiyle zaten gerçekleşiyor), bu durum Batı'yı politikalarını yürütürken daha da saldırgan hâle getirecektir.
Güney Kafkasya bölgesi açısından da çok iyi anlıyoruz ki, burada Avrupa Birliği ve özellikle Fransa kendi yırtıcı niyetlerini gösterecek, Ermenistan'ı destekleyerek Bakü ile Erivan arasında adil bir barış anlaşması yapılmasına engel olacak ve yeni bir savaşı körükleyecektir. Ortadoğu'daki gelişmeler er ya da geç Güney Kafkasya'yı da etkileyecektir.
Şu anda İsrail'in İran'a karşı nükleer silah kullanacağı senaryosu gerçekçi görünmemektedir. Böyle bir şeye ihtiyaç da yoktur, çünkü İsrail hava kuvvetleri hâlihazırda İran hava sahasının önemli bir kısmını kontrol etmektedir.
İran'ın tek karşılığı, balistik füzelerle İsrail topraklarındaki hedeflere saldırmak olabilir. Son çare olarak da Hürmüz Boğazı'nı kapatmaya çalışabilir. Ancak bu durumda Tahran, dünyanın önde gelen ülkelerinin öfkesini üzerine çekecek ve ABD, Birleşik Krallık, Fransa gibi ülkeleri İsrail'in İran'ı yok etme yönündeki askeri koalisyonuna katılmaya zorlayacaktır. Bence Tahran bu tehditlerin farkındadır ve Hürmüz Boğazı"nı kapatma yoluna gitmeyecektir.
Genel olarak tekrar ediyorum: İsrail'in nükleer silah kullanması için hiçbir neden yoktur. Konvansiyonel silah kapasitesi bile, operasyonun başında ilan ettiği siyasi hedefleri askerî yollarla gerçekleştirmek için fazlasıyla yeterlidir.
Elçin Aslangil