Adalet Bakanı Akın Gürlek, Diyarbakır'da düzenlenen TÜGVA İhtisas Akademisi 26. Lansman programına iştirak etti.
Programda katılımcı öğrencilerin çeşitli sorularını cevaplayan Bakan Gürlek, sosyal medyayla ilgili yöneltilen bir soruya şu ifadelerle karşılık verdi: "Sosyal medyada öyle bir dünya resmediliyor ki biz İstanbul'da daha önce başsavcılık görevini yürütüyorduk. Oradaki arkadaşların yaşamları tamamen sahte hayatlardan ibaret. İşte yayımlanan diziler, influencerlar, youtuberlar ve orada gösterilen gösterişli yaşam tarzları... Böyle bir hayat gerçekte mevcut değil. Ben gençlere özellikle şunu söylemek istiyorum; bize birçok davaya bakmak, uyuşturucu operasyonları yürütmek nasip oldu. Bunlar Allah'ın bir takdiriydi ve biz görevimizi bu şekilde ifa ettik. Gençlerin bunlara özenmemesini diliyorum. Sosyal medyada aktarılanlar gerçek dünyada karşılığı olmayan şeyler. Bizim emek gücümüz her alanda gelişme kaydetti. Eğitim açısından da büyük ilerleme sağlandı. Artık herkesin bildiği üzere Türkiye bir oyun kurucu konumuna yükseldi. Yerli savunma sanayimizi inşa ediyoruz, yerli silahlarımızı sürekli üretiyoruz. Mühendislerimiz ve bilim insanlarımız çok büyük gelişim gösterdi. Sosyal medyadaki yalanlara kapılmamalarını gençlerimize özellikle tavsiye ediyorum. Orada bir aldatmaca var, bir gerçeklik bulunmuyor. Özenti var ancak gerçek anlamda böyle bir yaşam söz konusu değil. Diyarbakır canlı bir şehir, İstanbul bizim gözbebeğimiz. Bu şehirleri gidin, keşfedin; ancak ülkemizin gerçeklerinden ve geleneklerinden asla kopmayalım."
Sosyal medyada sahte hesapların açılması meselesine dikkat çeken Bakan Gürlek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"İtibar suikastları gerçekleştiriliyor. Bu durum herkese uygulanıyor. Sosyal medyada bir kişi hesap açıyor ve bir suç işliyorsa bunun mutlaka bir yaptırımı olmalı. Biz bunu talep ediyoruz. Sosyal medyanın da bir hukuki çerçevesinin, belirli kurallarının olmasını istiyoruz. Bir kişi hesap açıyorsa bunun sorumluluğunu üstlenmek durumunda kalacak. Şu anda sahte hesaplar açılıyor, olaylar çarpıtılarak aktarılıyor. Burada birçok meslektaşımız, hakim ve savcı arkadaşlarımız mevcut. Sosyal medya üzerinden yargılamalar yapılıyor, kararlar veriliyor, hükümler oluşturuluyor. Gerçekte durum hiç de öyle değil. Sosyal medyada bir kişi hakaret ediyor ya da itibar suikastı düzenliyorsa bunun sonuçlarına katlanması şart. Biz inşallah 12. yargı paketiyle bunu etik bir kimlik yapısına kavuşturacağız. Bir kişi sosyal medyaya erişim sağlıyorsa kimliği belirlenmiş olacak. Yazdıklarından, ettiği hakaretlerden ve gerçekleştirdiği itibar suikastlarından sorumlu tutulacak. Kimseye suikast yapılmasına izin verilmeyecek, kimse itibarsızlaştırılmayacak. Burada çok değerli hakimlerimiz var; gecesini gündüzüne katarak, ailesinden fedakârlık ederek dosyalara bakıyorlar. Fakat sosyal medyada öyle bir ortam oluşuyor ki dosyalardan haberi olmayan kişiler hüküm veriyor, yargılama yapıyor. Neden serbest bırakıldı, neden tutuklanmadı gibi kampanyalar başlatılıyor. İnşallah bu sosyal medya düzenlemesine büyük önem atfediyorum. Bu konuyu zaman zaman kamuoyuna bir taahhüt olarak da ifade ettim. Artık sosyal medyaya gerçek kimlikle, kişisel kimlik bilgileriyle giriş yapılacak. Bu hususta sosyal medya platformlarıyla da mutabakat sağladık. Onlar da bu uygulamayı kabul ettiler. TC kimlik numarası zorunlu olacak. Elbette bir geçiş süreci öngörülecek. Sahte hesapların ve bot hesapların kapatılması için belirli bir geçiş dönemi tanınacak. Bu kurallara uyum sağlanmadığı takdirde sosyal medya platformları söz konusu hesapları kapatacak. Biz paketi hazırlıyoruz ve Meclis'e sunuyoruz. İnşallah Meclis'te milletvekillerimiz de bu konuya büyük hassasiyet gösteriyor. Bu düzenlemenin kısa sürede yasalaşması gerekiyor. Yasalaşmasının ardından bir geçiş süreci söz konusu olacak çünkü altyapının oluşturulması gerekiyor. 3 aylık süre zarfında herkes sosyal medyaya gerçek kimliğiyle giriş yapmış olacak."
İHA