Geçen ay İran'da otuza yakın partinin birleştiği "Reform Cephesi"nin büyük ses getiren bildirisinde mevcut tarihsel dönemde ülkenin karşısında üç yolun olduğu belirtildi:
a) kırılgan ateşkes ve belirsiz gelecek şartlarında mevcut durumun devam etmesi;
b) geçen 22 yılda olduğu gibi, krizin kökünü ortadan kaldırmadan zaman kazanmak için taktik görüşmelere dayalı tecrübenin tekrarlanması;
c) devlet yapısını ıslah etmek, özgür seçimler yoluyla halk egemenliği ilkesine dönmek ve total kontrolü ortadan kaldırmak, diğer taraftan, gerginlik yaratmaya ve uluslararası izolasyona son vermek amacıyla ulusal uzlaşma yolunu seçmek, içeride ve dışarıda düşmanlıktan vazgeçmek.
Bu konuda Azad İran YouTube kanalında yayınlanan yeni video analizde belirtiliyor.
Yazar, ülkenin kurtuluşunun üçüncü yolda olduğunu vurgulayan reformcu güçlerin İran'da köklü değişikliklerin gerçekleşmesi için 11 maddeden oluşan bir yol haritası sunduklarını belirtiyor:
"Burada siyasi mahkumların serbest bırakılması, ABD ile doğrudan görüşmelere başlanması, SEPAH'ın (Devrim Muhafızları) siyaset, ekonomi ve kültür alanlarına müdahalesine son verilmesi, kadınların hak ve özgürlüklerinin sağlanması gibi öneriler yer alıyor."
Haberde, resmi medyanın ve iktidar temsilcilerinin tepkilerinin İslam Cumhuriyeti rejiminin herhangi bir ciddi değişikliğe gitme niyetinde olmadığını ortaya çıkardığı belirtiliyor.
"Yapılan yorumlarda bildirildiğine göre, söz konusu bildiride yer alan önerilerin ABD ve İsrail'in taleplerine uygun olduğu ifade edilmiştir. Hatta İran'ın dini liderinin denetiminde olan 'Keyhan' gazetesi, bildiriyi 'Netanyahu'nun konuşmasının Farsçaya çevirisi' olarak nitelendirmiştir. Kum İlim Havzası Öğrenci Derneği ise bir bildiri yayımlayarak, Reform Cephesi'nin bildirisine 'ulusal ihanet örneği' demiştir. Reform Cephesi'ni Batı'nın beşinci kolu olarak adlandıranlar, onu teslimiyetçilikle ve ülkenin ulusal güvenliğine zarar vermekle suçlayanlar, İslam Devrimi'nin ilkelerine karşı isyan başlatmakla itham edenler de olmuştur. İran dini liderinin resmi kurumu olan 'İran'ın Sesi' adlı internet gazetesi, reformculara hitaben "Düşmanın silahının şarjörünü doldurmayın!" başlıklı bir başyazı yayımlamıştır. Son olarak, İran Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Mohseni-Ejei, söz konusu bildirinin düşmanın isteğine uygun olduğunu belirtmiş ve Tahran savcılığının yasalara uygun şekilde görevini yerine getireceğini açıklamıştır." "Bu da bildirinin yazarlarına karşı ceza davası açılabileceği anlamına geliyor."
Yazar belirtmektedir ki, Reform Cephesi"nin bildirisi yalnızca 'Özgürlük Hareketi' olarak bilinen tanınmış parti tarafından desteklenmiştir. Partinin Siyasi Bürosu, "İsrail"in yeni bir saldırı ihtimali ve mevcut altyapı eksikliklerinin yarattığı sorunlar göz önüne alındığında, iktidarın krizin derinliğini ve ciddiyetini fark edeceğini ve durumu mümkün olan en kısa sürede düzeltmeye çalışacağını umuyoruz" şeklinde açıklama yapmıştır."
"Ancak bildiriye yönelik tepkilerin hala sürüyor olması, Özgürlük Hareketi"nin bu umudunun gerçekleşme ihtimalinin oldukça düşük olduğunu göstermektedir. Zira söz konusu bildirinin yayımlanmasından bir hafta sonra İran"ın dini lideri Ali Hamaney, son kamuya açık konuşmasında ülkede değişikliklerin ancak mevcut sistemin temellerine dokunulmamak şartıyla mümkün olabileceğini belirtmiştir. 'Eğer bu temelleri tamamlamak ve geliştirmek istiyorlarsa, bu iyi bir şeydir. Ancak bu temeller yok edilmemelidir - yok etmek, düşmanın arzusudur' diye vurgulamıştır."