Büyük bir ikiz araştırması, genç yetişkinlik döneminin başlarında yaygın kaygı belirtilerindeki dalgalanmaların genellikle yaşam koşullarıyla ilişkili olduğunu, ancak bu belirtilerin temelinde istikrarlı genetik bileşenin yattığını gösterdi.
Oxu.Az'ın haberine göre, çalışma Psychological Medicine (PM) dergisinde yayımlandı.
Bilim insanları, 23 ile 26 yaş arasındaki İngiltere ve Galler'den 6429 ikiz çiftinin verilerini analiz ettiler. Bu yaştaki kaygının yaklaşık %60'ının kalıcılığının kalıtsal faktörlerle açıklanabileceği ortaya çıktı. Aynı zamanda, kaygı düzeyindeki kısa vadeli değişimler esas olarak dış çevre etkisinden kaynaklanıyordu - işteki stres, ilişkilerdeki sorunlar veya diğer günlük olaylar.
Araştırma ayrıca genç yetişkinlerde kaygı belirtilerinin iki ana kümede toplandığını gösterdi. İlki fiziksel belirtilerle - gerginlik, huzursuzluk ve rahatsızlıkla ilgiliyken, ikincisi aşırı endişe ve stresli durumlardan kaçınma eğilimini içeriyor. Her iki tip de büyük ölçüde ortak bir genetik temele dayanıyor, ancak yaşam koşullarının etkisiyle farklı şekillerde şekilleniyorlar.
"23 ve 26 yaşları arasındaki yaygın kaygının istikrarının büyük ölçüde genetikle açıklandığını, değişimlerin ise daha çok çevresel etkileri yansıttığını keşfettik," diye çalışmanın baş yazarı Montreal Üniversitesi'nden Genevieve Morneau-Vaillancourt belirtti.
Bilim insanları, yüksek kalıtım düzeyinin kadercilik anlamına gelmediğini vurguluyorlar. Genetik faktörler sadece temeli oluşturur, kaygının belirli bir şekilde ortaya çıkması ise deneyimlere ve zorluklarla başa çıkma stratejilerine bağlıdır. Örneğin, COVID-19 pandemisi gibi küresel olaylar belirtileri şiddetlendirdi, bu da genetik yatkınlık ile stresli koşullar arasındaki etkileşime işaret ediyor.
Araştırmanın sonuçları, insanların bağımsız yaşamaya başladığı, kariyer inşa ettiği ve ilişkiler kurduğu bir dönem olan gençlikte kaygının nasıl geliştiğini daha iyi anlamaya yardımcı oluyor. Yazarlara göre, bu bilgi kaygı bozukluklarının genetik belirteçlerini bulmak ve yeni önleme ve tedavi yöntemleri geliştirmek için faydalı olabilir.