ABD'nin Mayo Kliniği'nden bilim insanları, hücrelerin yaşlanması sürecinin obezite, tip 2 diyabet ve metabolik sendromun gelişiminde belirleyici rol oynayabileceğini tespit ettiler.
Oxu.Az'ın haberine göre, araştırmanın sonuçları Journal of Internal Medicine (JIM) dergisinde yayınlandı.
Fareler ve insan doku örnekleri üzerinde yapılan deneyler, yaş ilerledikçe organizmada kademeli olarak senesent (yaşlanmış) hücrelerin biriktiğini göstermiştir. Bu hücreler bölünme yeteneğini kaybeder, ancak ölmez ve kronik iltihaplanmayı oluşturan, metabolizmayı bozan maddeleri salgılamaya devam ederler.
Bu süreç sonucunda karaciğer, yağ ve kas dokularının işlevi bozulur, organizmanın insüline karşı duyarlılığı azalır ve metabolik hastalıkların ortaya çıkma riski artar.
Bilim insanları, hücresel yaşlanmanın sadece diyabet ve obezitenin gelişimine neden olmadığını, aynı zamanda organların işleyişini genel olarak zayıflattığını ve biyolojik yaşlanmayı hızlandırdığını belirtiyorlar. Bu nedenle bu mekanizmaya etki etmek, yaşa bağlı hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için umut verici bir yön olarak kabul ediliyor.
Uzmanlar sorunun çözümü için senotherapi adı verilen bir yaklaşımı öneriyorlar. Senoterapötik ilaçlar ya yaşlanmış hücreleri yok eder ya da bunların organizma üzerindeki olumsuz etkisini bloke eder. Bunun yanı sıra, bu ilaçlar organizmanın doğal temizleme mekanizmalarını, örneğin fagositlerin aktivasyonunu uyarabilir. Fagositler, vücutta ölmüş ve hasar görmüş hücreleri ortadan kaldıran savunma hücreleridir.
Bilim insanlarına göre, bu tür bir strateji gelecekte metabolik bozuklukların tedavisi ve önlenmesinde yeni fırsatlar sunabilir. Gelecek perspektifte senoterapi sadece metabolizmayı iyileştirmekle kalmayacak, aynı zamanda yaşla ilgili hastalıkların riskini azaltarak insanın aktif ömrünü uzatabilecek.