Şu anda küresel ölçekte milyonlarca kişi sürekli telaştan uzaklaşmayı öngören "yavaş yaşam" (slow life) felsefesini tercih ediyor. Rusya'nın Perm Politeknik Üniversitesi araştırmacıları bu eğilimin ortaya çıkma nedenlerini, sıradan dinlenmenin neden artık gücümüzü yenilemediğini ve yaşam temposunu düşürmenin hangi durumlarda faydalı olduğunu açıklığa kavuşturdular.
Bu konuda üniversitenin basın biriminden Gazeta.ru'ya bilgi verildi.
Yaşam hızını düşürme fikri 1980'li yıllarda hız kültürüne karşı bir isyan olarak ortaya çıkmış. Bugün bu felsefe beslenmeden yaşlanmaya kadar çeşitli alanlara etki ediyor. Üniversitenin Felsefe ve Hukuk Kürsüsü öğretim üyesi Svetlana Dinaburg, bu yöntemin dikkati nicelikten niteliğe yöneltmek üzerine kurulduğunu söylüyor.
Uzman açıklıyor ki, temponun düşürülmesi detaylara hassas yaklaşmayı ve daha dikkatli yaşamayı gerektiriyor. Belirtildiğine göre gençler psikolojik sağlıklarına daha fazla önem veriyor ve kariyer uğruna kendilerini feda etmek istemiyorlar. Onların gözünde yavaşlamak dijital araçlardan tamamen uzaklaşmak değil, bunların kullanımına daha bilinçli yaklaşmaktır.
S.Dinaburg ekliyor ki, şu anda toplumda tembellik kavramına da farklı bir perspektiften bakılıyor. Artık bu olumsuz bir özellik değil, enerjinin korunması mekanizması ve en az enerji harcayarak hedefe ulaşma isteği olarak değerlendiriliyor.
Nörofizyoloji açısından pasif dinlenme anları insan için çok önemlidir. İşte hareketsizlik sırasında beyin iç bilgileri analiz eder, yeni nöron bağlantıları kurar ve alışılmadık çözüm yolları bulur. Bu yüzden de en yaratıcı fikirler yoğun çalışma sürecinde değil, tam da dinlenme sırasında ortaya çıkar.
Bununla birlikte, hayat temposunu yavaşlatmak kuralı istisnasız olarak herkese olumlu etki göstermiyor. Bu yöntem esasen büyük şehir sakinleri, kronik yorgunluktan muzdarip ve endişeye meyilli kişiler için faydalıdır. Diğer durumlarda ise, ters etki yapabilir.
Bilim insanı uyarıyor ki, ağır depresif durumda olanlar ve gerçeklikten uzaklaşmak amacıyla yavaşlamaya çalışanlar dikkatli olmalıdırlar. Çünkü böyle durumlarda bu felsefe bireydeki ruh düşüklüğünü ve apatiyi daha da derinleştirebilir.
Oxu.Az