İnsanlar çoğu zaman acı çekmek istedikleri için değil, alıştıkları duygusal senaryolar yüzünden kendilerine zarar veren ilişkilere tekrar geri dönerler.
Bu konuda psikolog Liya Şagabutdinova İzvestiya'ya verdiği röportajda açıklamalarda bulundu.
"Psişe için tanıdık olan duygular, acıyla bağlantılı olsa bile, genellikle güvenli olarak algılanır. Eğer bir kişi huzursuzluk, eleştiri veya istikrarsızlık ortamında büyümüşse, yetişkinlikte sakin ve istikrarlı ilişkiler ona yabancı görünebilir ve hatta içsel bir tedirginlik yaratabilir. Aynı zamanda, duygusal dalgalanmalar ve gerginlik tanıdık bir davranış modeli olarak algılanır ve bu da bağımlılık yaratır", diye uzman açıkladı.
Uzman, çoğu durumda söz konusu olanın belirli bir kişiye bağlılık değil, huzursuzluk, belirsizlik ve acının bulunduğu ancak anlaşılır senaryo hissinin korunduğu alışılmış duygusal duruma geri dönmek olduğunu belirtti.
Diğer bir neden ise bilinçaltında çocukluk deneyimini yeniden yaşama girişimi olabilir. Çocukluğunda yeterince kabul görme ve istikrar yaşamamış bir kişide sevgiyi kazanma zorunluluğuyla ilgili bir düşünce biçimi oluşur. Yetişkinlik döneminde partner, kişinin bu boşluğu doldurmaya, kendi değerini kanıtlamaya ve onay almaya çalıştığı bir figüre dönüşür.
Psikoloğun sözlerine göre, bu tür durumlarda ayrılık yalnızca ilişkinin bitmesi değil, aynı zamanda "bu sefer her şey iyi olacak" umudunun kaybedilmesi olarak algılanır. Bu nedenle geri dönüş çoğu zaman partnerin kendisiyle değil, o umudu geri getirme girişimiyle ilgili olur.
Şagabutdinova, kültürel stereotiplerin etkisine de dikkat çekti. Ona göre, kitle kültüründe sevgi sıklıkla dram, kıskançlık ve duygusal değişikliklerle ilişkilendirilir; sakin ve istikrarlı yakınlık ise çoğu zaman sıkıcı kabul edilir. Bu da ilişkilerde norma hakkında yanlış bir düşünceye yol açar.
Uzman vurğuladı ki, gerçekte güçlü duygusal dalgalanmalar genellikle sevgiyle değil, soğukluk ve dikkat dönemlerinin sırayla yaşandığı bağımlılık mekanizmasıyla ilgilidir. Bu tür istikrarsızlık bağlılığı güçlendirir ve insanı ilişkide tutar.
"Yalnızlık korkusu da özel bir faktör olarak kalıyor. Birçok kişi için partner olmadan kalma fikri, çatışmalı ilişkileri sürdürmekten daha ağır görünüyor. Çünkü hatta sorunlu bir ilişki bile başka birinin yanında olma hissini yaratır. Ayrıca, ayrılık kararı sadece duygularla değil, maddi istikrarla da ilgiliyse, finansal bağımlılık önemli bir rol oynayabilir," diye psikolog ekledi.
Şubat ayında aile psikoloğu ve psikoterapist Anastasiya Kardiakos, yalnız insanların neden asla sevgi bulamama korkusu yaşadıklarını ve bununla nasıl başa çıkılacağı yollarını açıkladı. O, "kimseyi bulamayacağım" inancının temel nedenlerinden birinin özsaygı problemi olduğunu belirtmişti. Eğer kişi kendini değerli görmüyorsa, otomatik olarak mutluluk şansını azaltır.
Oxu.Az