İstanbul'da büyük yankı uyandıran Yenidoğan Çetesi davasında bugün yürek burkan ifadeler verildi. Kadan bebeğin annesi, "Bebeği benden aldılar, vefat ettiğini söylediler" derken, çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı ise medyayı suçlayarak, "Bebek katili olduk, tapeler neden imha edildi? Biz de baksaydık" diyerek savunma yaptı.
Oxu.Az'ın İHA'dan aktardığı habere göre, önceki duruşmada mahkeme, Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin'i tehdit eden tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin'in dosyasının ayrılmasına karar vermişti. Böylece sanık sayısı 57'ye düşmüştü. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde adliyenin konferans salonunda görülen duruşmaya, 19'u tutuklu 58 sanık ile tarafların avukatları ve müştekiler katıldı.
Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, eksik hususların giderilmesini ve tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti.
Savcının talebine karşı söz alan ve iddianamede örgüt lideri olduğu öne sürülen yenidoğan yoğun bakım doktoru tutuklu sanık Fırat Sarı, sert ifadelerle savunma yaptı: "Soruşturma yapılalı 2 yılı geçti, 15 aydır tutukluyum. Gerek kollukta, gerekse burada olan biteni anlattım. 5 duruşma geride kaldı, ben en başından beri rüşvet yok, 112 ile usulsüz bir ilişkimiz yok dedim. Ben tutukluluğun başında bakanlığa dilekçe yazdım her şeyi anlattım. Bu soruşturma medyada inanılmaz söylemlerle yürütülüyor. Bebek ölümleri bizim zamanımızda azaldı. Bilim dışı bir şekilde bebek katili olduk, hayal ürünü bir soruşturma yürütüldü. Ben basit bir çocuk doktoruyum, sıradan bir insanım, bizi cani pozisyonuna soktular. Tape kayıtları oluşturulurken, tıbbi eğitim almış kimse yoktu. Tapeler doğru mu çevrildi nereden biliyoruz?"
Tapelerdeki suçlamaları kabul etmeyen Sarı, "Biz ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan sanıklardan daha ağır şartlarda hapis yatıyoruz" diye konuştu.
Bağcılar Medilife Hastanesi'nde yenidoğan yoğun bakım sorumlu doktoru olan, ayrıca Melek Süleymanoğlu, Öykü Helvacı, Havanur Karakoç ve Ayaz Karaduman bebeğin ölümünde sorumluluğu olduğu iddia edilen tutuklu sanık Dursun Eryılmaz, "15 aydır cezaevinde yatıyorum. Artık İlker Gönen'in durumuna düştüm, acilen tahliyemi istiyorum" diye konuştu.
Esenler Güney Hastanesi hemşiresi tutuklu sanık Hüseyin Günerhan, "15 aydır tutukluyum. Üzerime atılı suçlamalardan delil talep ediyorum, hangi evrakta sahtecilik yaptığımla ilgili. Bu operasyondan 10 ay önce işi bırakmıştım. Aynı şeyleri söylemekten sıkıldım, tahliyemi talep ediyorum" dedi.
Gerçeğe aykırı epikriz düzenlediği iddia edilen Bağcılar Medilife Hastanesi başhemşiresi tutuklu sanık Nigar Kubilay ise, "32 yıldır işimi severek yapıyorum, Hemşireler Gününü hapishanede kutladım. Bu davada yargılanmaktan utanç duyuyorum, eşim bu olaylar yüzünden kalp krizi geçirdi. En kısa zamanda tahliyemi talep ediyorum" şeklinde konuştu.
Duruşma, yarın diğer sanıkların savunmalarıyla devam edecek.
İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın 5'inci duruşmasının görülmesine başlandı.
Oxu.Az'ın DHA'dan aktardığı habere göre, İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'ne yönelik düzenlenen 2. dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri Fırat Sarı'yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şahıslara yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 58'e yükselmişti.
DAVA DOSYASI AYRILMIŞTI
Önceki duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme, Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin'i makamında tehdit eden tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin'in dava dosyasının ayrılmasına hükmetmişti. Bu çerçevede sanık sayısı 57 olmuştu. Geçtiğimiz duruşmada mahkeme, 10 tutuklu sanığın tahliyesine hükmetmişti.
Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davasına devam ediliyor.
'DOĞUMA KADAR ÇOK SAĞLIKLI SÜREÇ GEÇİRMİŞTİM'
Duruşmaya mağdur ailelerin dinlenmesiyle başlandı. Şikayetçi olarak duruşma salonuna alınan Kadan bebeğin annesi, tercüman eşliğinde dinlendi. Kadan bebeğin annesi mahkemede, "Ben doğum yaptığım zaman durumum kötüydü hatırladığım şu; doktor 2-3 saat sonra gelip, 'bebeğin vefat etti' dedi. Ben, bebeğimi görmüştüm. Sesini duydum hatta bebeğimle fotoğraf çektirdim. Bebeği benden aldılar, beni yukarı çıkardılar. Sonrası bende yok. Bana vefat ettiğini söylediler. Zaten sezeryan sonrası benim durumum çok kötüydü 2 ay kendime gelemedim, yürüyemiyordum. Olayla ilgili bir şikayette bulunmadım. Bebeğimin öldüğünü bir doktor söyledi. Bebeğin babası belki şikayet etmiştir ama haberim yok çünkü biz olay sonrası boşandık. Ben o sırada zaten kendimde değildim çok yorgundum. Tabii ki de niye öldü diye sordum. Küveze alınması lazımdı, 'nefes alamadı o yüzden vefat etti' dediler. Ölümden sonraki fotoğrafı var bende mordu bebeğim. Ölüm sonrası hastaneden otopsi talebim olmadı. Ben zaten çok yorgundum. Doğum süreci boyunca farklı doktorlara gittim. Gebelik sürecinde doktorlar bana 'bebeğinle ilgili bir sorun var' demedi. Doğuma kadar çok sağlıklı süreç geçirmiştim. Olay nedeniyle şikayetçiyim. Bu hastaneyi seçme sebebim özel değildi, internetten araştırıp öyle buldum. Gerekli tüm testler yapılmıştı. Olay sonrası kimse benimle iletişime geçmedi. Testlerde bir sıkıntı olsaydı ben bunu hemen doktora söylerdim ama sorun yoktu. Şimdi 2 çocuğum var üçüncü vefat etti" dedi.
Kadan bebeğin annesinin konuşmasının ardından söz alan sanık avukatı, "Aile dinimizde caiz değil deyip otopsi talebini reddetti mi" diye sordu. Şikayetçi anne, "Kendi şahsım adına öyle bir şey yaşamadım. Bana öyle bir şey sorulmadı da bana bu sorulsaydı ben öğrenmek için her şeyi yapardım. Zaten günah diye düşünmüş olsam şimdi burada olmazdım" dedi.