Ermenistan bir kez daha iç siyasi çalkantının eşiğinde. Başbakan Nikol Paşinyan'ın tüm Ermenilerin dini lideri 2. Karekin'in konutu önünde miting düzenlemesi bekleniyor. Bu adım toplumun derin katmanlarında birikmiş hoşnutsuzlukları alevlendirmekle birlikte, devlet-kilise ilişkilerinde görülmemiş bir karşıtlığı gündeme getiriyor.
Bu süreç fonunda ülkede siyasi sahnenin yeni oyuncusu olarak tanınmaya çalışan milyarder Samvel Karapetyan, Ermenistan Milli Güvenlik Hizmeti'nin tutukevinden açıklama yaparak, yeni bir siyasi güç oluşturacağını beyan etti. Bu girişimin gerginliğe tamamen yeni bir boyut katacağı ise şüphe götürmüyor.
Paşinyan'ın kiliseye karşı saldırdığı, muhalefetin ise yeniden örgütlenmeye çalıştığı bir zamanda Karapetyan'ın siyasi meydanda görünmesi ülke içindeki dengeleri kökünden değiştirebilir. Çünkü bu, Ermenistan'ın geleceği uğruna başlayan ideolojik ve kurumsal mücadelenin ilk sahnesidir. Yeni parti hem kilisenin, hem muhalefetin, hem de hoşnutsuz sosyal tabakaların bir noktada birleşmesine neden olabilir. Bu da Ermenistan toplumunda değerler, inançlar ve devlet yönetimi arasındaki dengeyi bozma tehlikesini dışlamıyor.

Belirtelim ki, Paşinyan bir süre önce kilise yetkililerinin bekarlık yeminini bozduklarını bildirdi. Bu nedenle taraflar arasındaki karşıtlık şiddetlendi. Bu olay Ermenistan'da devlet ve kilise arasındaki gerginliğin yeni ve tehlikeli bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Önceden daha çok kilise eleştiriler dile getiriyorsa, şimdi siyasi güç, somut olarak başbakan Nikol Paşinyan açık şekilde saldırıya geçiyor. Bu, Ermenistan tarihinde çok az rastlanan, ancak sarsıcı sonuçlar doğurabilecek bir aşamadır.
Görünüşe göre, Paşinyan kilise liderliğini itibardan düşürmeye, onlara karşı komplo yaymaya ve modern Ermenistan'ın gelişimine engel olan eski bir kurum olarak göstermeye çalışıyor. Bu ise sadece bir siyasi manevra değil, örgütlü bir karşıtlıktır. Daha net söylemek gerekirse, Ermenistan'ın geleceğinde kilisenin rolünü sıfıra indirme çabasıdır. Paşinyan'ın kilise yetkililerini bekarlık yeminini bozmakla suçlaması ve bunun etrafında komplo sızdırma planları, bu mücadelenin sadece ideolojik değil, etik ve hukuki çerçeveye de taşınacağını gösteriyor. Bu, Paşinyan'ın uzun vadeli stratejisinin bir parçasıdır - bununla kiliseyi halkın gözünden düşürmek, destek tabanını zayıflatmak, onu manevi lider değil, yozlaşmış bir kurum olarak sunmak.
Ancak Ermenistan toplumunda kilise hala büyük manevi otoriteye sahiptir ve bu karşıtlık sonucunda dini çevrelerin siyasi aktivizmi ihtimali artıyor. Paşinyan kiliseye açıkça saldırırsa, bu kez kilise de misilleme tavrı sergileyecektir.

Ermenistan'da tarih boyunca kilise ile siyasi otorite arasında çatışma yaşandı. Ancak bu sefer bir fark var. Saldırının başlatıcısı hükümet. Daha önce kilise eleştiriyordu, şimdi hükümet saldırıyor. Fiziksel bir mekân, bir ikametgah üzerinden ilk kez böylesine skandal ve keskin bir çatışma yaşanıyor. Bu çatışma, Ermeni toplumunda değerler, inançlar ve devlet yönetimi arasındaki dengeyi bozma potansiyeline sahip. Görünüşe göre Paşinyan geri adım atmaya hiç niyetli değil. Bu, Ermenistan'ın sadece siyasette değil, her alanda parçalanmasına yol açabilir.
Merahim Nasib