Hem esnemek hem de derin nefes almak, beyinden venöz kanın akışını güçlendirerek yeni arteriyel kanın girmesi için elverişli koşullar yaratır. Bu süreç beynin kan ile beslenmesinin iyileşmesine hizmet eder.
Bu konuda bioRxiv portalında yayımlanan bilimsel araştırmada bilgi verildi.
Araştırma sırasında, esneme sürecinde karotis arterlerinden kan akışının yaklaşık üçte bir oranında arttığı belirlendi. Bu gösterge, esnemenin birkaç önemli fizyolojik fonksiyona sahip olabileceğini söylemeye temel oluşturuyor. Bununla birlikte, araştırmacılar ilginç bir noktaya da dikkat çektiler: her insanda esneme kendine özgü ve tekrarlanan bir örüntüye sahiptir.
Bilim insanları bu özelliği, hareketlerin ritmini düzenleyen merkezi sinir sistemindeki örüntü jeneratörlerinin bireysel faaliyeti ile açıklıyorlar. Araştırmanın yazarlarının görüşüne göre, bu esneklik insanlar arasındaki farklılıkları şekillendiriyor ve esnemenin sonradan öğrenilmiş değil, doğuştan gelen bir davranış olduğunu gösteriyor.
Bununla birlikte, organizmanın bu mekanizmaya neden ihtiyaç duyduğu hala tam olarak açık değil. Mevcut varsayımlardan birine göre, esnemek beynin "temizlenmesine" yardımcı oluyor ve metabolik ürünlerin atılmasını hızlandırıyor. Diğer teoriler ise esnemeyi beynin soğutulması ve optimal sıcaklığın korunması ile ilişkilendiriyor.
Araştırmacılar ayrıca vurguluyorlar ki, esneme merkezi sinir sistemi ile sıkı bağlantılıdır. Örneğin, daha büyük beyne sahip türlerde esneme daha uzun süre devam ediyor. Bu davranışın insanlar ve diğer hayvanlar arasında yaygın olmasına rağmen, onun kesin fonksiyonu hâlâ tam olarak belirlenmemiştir.
Araştırmanın sonuçlarına göre, esneme adaptif bir davranış olarak kabul ediliyor ve onun fizyolojik rolünün daha derinlemesine incelenmesi, merkezi sinir sisteminde dengenin korunma mekanizmalarını daha iyi anlamaya imkân verebilir.