Baklagiller, tahıllar ve kuruyemişlerden elde edilen bitkisel kaynaklı protein alımının %10 artırılması, yetişkin bireylerde depresyon riskini önemli ölçüde azaltabilir.
Bu sonuç, Nutrition Reviews dergisinde yayımlanan bilimsel araştırmayla doğrulandı.
Araştırma yazarları, günlük beslenme düzeninin ruh sağlığı açısından belirleyici bir öneme sahip olduğunu vurguluyorlar. Daha önce uzmanlar, depresyon gelişimini yüksek düzeyde işlenmiş gıdaların düzenli tüketimi ile ilişkilendirmişlerdi. Bunun aksine, meyve ve sebze ağırlıklı beslenmenin hastalığın belirtilerini hafiflettği bildirilmekteydi.
Son bilimsel çalışmada bilim insanları proteinin (zülalın) beslenme düzenindeki etkisine özel bir ilgi gösterdiler. Uzmanlar, hayvansal ve bitkisel kaynaklı proteinlerin yanı sıra toplam protein miktarının depresyon riskiyle ilişkisini inceleyen 13 farklı araştırmanın sonuçlarını analiz ettiler.
Yapılan analizler, günlük olarak daha fazla protein tüketen bireylerde ruhsal bozukluk yaşama olasılığının diğerlerine kıyasla daha düşük olduğunu ortaya koydu. Beslenme düzeninde toplam protein miktarının %10 artırılması, depresyon riskinin yaklaşık %21 oranında azalmasıyla sonuçlandı.
En dikkat çekici sonuç bitkisel kaynaklı proteinlerle ilgili kaydedildi: bu tür protein alımının %10 artırılması, ruhsal rahatsızlık riskini yaklaşık %25 oranında azalttı. İlginç olan şudur ki, hayvansal kaynaklı protein alımının söz konusu hastalık riskini azalttığına dair herhangi bir tutarlı kanıt tespit edilemedi.
Bitkisel protein açısından en zengin ürünler arasında mercimek, soya, nohut ve fasulye yer almaktadır. Tahıllar, baklagiller kadar yüksek protein içermese de, mükemmel bir ek kaynak olarak kabul edilmektedir (100 gram ürün başına 10-14 gram protein).
Bilim insanları, bitkisel kaynaklı gıdaların faydasının yalnızca proteinle sınırlı olmadığını, içerdikleri lifler, mineraller, vitaminler ve fitobesinlerin de ruh sağlığının korunmasında büyük bir rol oynadığını belirtmektedirler.
Oxu.Az