Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, diz ağrılarının arkasında fark edilmesi güç ciddi bir riskin bulunabileceğine dikkat çekerek, "Menisküs kök yırtıklarında zamanında gerçekleştirilen doğru tedavi, diz ekleminin doğal bütünlüğünü korumanın en etkili yöntemidir" ifadelerini kullandı.

Güven Çayyolu Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Alper Öztürk, ortopedi polikliniklerine başvuran orta yaşlı hastaların en yaygın şikâyetlerinden birinin dizi tam olarak bükememe ve hareket esnasında ortaya çıkan ağrı olduğunu ifade etti. Öztürk, "Pek çok hastanın basit bir incinme olarak gördüğü bu durum, aslında dizin uzun vadeli sağlığını doğrudan tehdit edebilecek gizli bir sorunun, yani menisküs kök yırtıklarının işareti olabilir" dedi.
Doç. Dr. Öztürk, menisküslerin diz eklemi içerisinde yükü eşit biçimde dağıtarak amortisör görevi üstlendiğini belirterek, kök yırtığının bu yapının kemiğe bağlandığı temel noktanın kopması anlamına geldiğini açıkladı. Öztürk, "Bu bağlantı koptuğu anda menisküs pozisyonundan kayarak fonksiyonunu yitirir. Diz eklemi savunmasız hale gelir ve kıkırdaklar artan basınç nedeniyle hızla yıpranmaya başlar" diye konuştu.
Bu durumun en sık 40 ila 60 yaş arasında, dizlerine aşırı yük binen ve hafif kilolu kişilerde görüldüğünü aktaran Öztürk, kadın hastalarda rastlanma oranının daha yüksek olduğuna da dikkat çekti. Öztürk, "Gençlerde olduğu gibi ciddi travmalara gerek yoktur; çömelme, merdiven inme veya yerden kalkma gibi sıradan günlük aktiviteler bile yıpranmış bir menisküs kökünün kopmasını tetikleyebilir" değerlendirmesinde bulundu.
Hastaların çoğunlukla dizin arka bölgesine yayılan ani, keskin bir ağrı, şişme ve hareket güçlüğünden yakındığını belirten Öztürk, özellikle dizin tam bükülü konuma getirildiği durumlarda ağrının belirgin biçimde şiddetlendiğini söyledi. Bu tür yırtıkların en kritik özelliğinin kendiliğinden iyileşme kapasitesinin olmaması olduğunu vurgulayan Öztürk, "Tedavi yapılmadığı takdirde dizde hızlı ilerleyen ve geri dönüşü bulunmayan kıkırdak tahribatı meydana gelir. Süreç ilerlediğinde kireçlenme kaçınılmaz bir hal alabilir ve bu durum ilerleyen dönemde diz protezi ameliyatını zorunlu kılabilir" şeklinde konuştu.
Günümüz tıbbi yaklaşımlarının özellikle orta yaş grubunda en koruyucu tedavi seçeneğinin menisküsün onarılması olduğunu ortaya koyduğunu hatırlatan Öztürk, "Kopmuş menisküs kökü, özel cerrahi yöntemlerle tekrar kemiğe tutturulduğunda dizin yük dağılım dengesi ve biyomekaniği büyük oranda eski haline kavuşur. Başarıyla uygulanan bir tamir, gelecekte protez gereksinimini önemli ölçüde azaltabilir, hatta tamamen önleyebilir" dedi.
Öztürk, 40-60 yaş aralığındaki bireylerin merdiven inip çıkarken, çömelirken ya da ani bir hareket sırasında dizden gelen bir sesin ardından ağrı ve şişlik yaşamaları halinde bu belirtileri önemsemesi gerektiğini vurgulayarak, "Vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak, erken tanı ve uygun tedavi açısından büyük önem taşımaktadır" dedi.
İHA