Yeterince dinlenmesine ve uyumasına rağmen insanı terk etmeyen sürekli yorgunluk hissi, organizmdaki belirli bozuklukların göstergesi olabilir.
Rusyalı doktor-terapist Şota Kalandia, İzvestiya gazetesine verdiği röportajda bu sorunun kökleri ve uyku kalitesinin artırılması yolları hakkında bilgi verdi.
Uzmanın sözlerine göre, öncelikle organizmada demir, ayrıca D ve B grubu vitaminlerinin eksikliğini ekarte etmek gerekmektedir. Söz konusu elementler kasların çalışmasında, sinir sisteminin faaliyetinde ve enerji metabolizmasında önemli rol oynar. Bunların eksikliği yalnızca halsızlıkla değil, aynı zamanda baş dönmesi, sinirlilik ve dikkat dağınıklığıyla da eşlik edebilir.
Uykunun süresi kadar kalitesi de önemlidir. İnsan 7-8 saatlik uyku normasına uysa da, süreç kesintili olabilir. Örneğin, obstrüktif uyku apnesi sırasında solunumda kısa süreli duraklamalar meydana gelir ki, bu da organizmanın tam toparlanmasına imkan vermez.
Endokrinolojik faktörler arasında ise tiroid bezinin işlev bozuklukları, özellikle hipotiroidizm yer almaktadır. Bu durum metabolizmanın yavaşlaması, enerjinin düşmesi ve genel bitkinlikle sonuçlanır.
Kalandia, muhtemel diğer bir nedenin kronik stres olduğunu belirtti. Kanda, kortizol hormonunun sürekli olarak yüksek kalması iç kaynakları tüketir. Bunun dışında, sürekli yorgunluk aşağıdaki hastalıkların erken belirtisi olabilir:
- Prediyabet ve şeker hastalığı (hücrelerin enerjisiz kalması);
- Arteriyel hipertansiyon (kalp-damar hastalıkları);
- Mide-bağırsak hastalıkları (gastrit, karaciğer patolojileri);
- Otoimmün süreçler.
Halsızlık ayrıca hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve gün içinde az su içmeyle de bağlantılı olabilir.
Terapist, eğer yorgunluk hissi birkaç hafta devam ederse ve yaşam kalitesini düşürürse, buna kayıtsız kalınmaması gerektiği uyarısında bulundu. Bu gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurarak gerekli tıbbi tetkiklerin yapılması gerekiyor.
Oxu.Az